GEORGE ORWELL
George Orwell gerçek ismiyle Eric Arthur Blair, Sömürge Hindistanın da sömürünün doğal bir parçası olarak dünyaya gelmiştir, daha sonra o yıllardan şöyle bahseder: ‘Çocukluğumun ilk yıllarında, benimkine benzer bütün ailelerin çocuklarının hemen hepsi gibi, bende sade insanları neredeyse insan altı bir tür sayardım. Aynı şekilde, okul yıllarında işçi sınıfına mensup kişilerin insan olduğuna ilişkin hiçbir kavram edinmemiştim, uzaktan baktığımda onlara acırdım ama ne zaman yakınına gelsem, yine onlardan nefret eder, yine onları küçük görürdüm.’
Orwell alt orta sınıftan olmakla beraber soylu bir ortamda büyütüldü ve Eton Kolej’inden mezun oldu. Okuldan sonra Burma’da polis teşkilatında çalıştı. Bu dönemde şahit olduğu uygulamalar emperyalizmden nefret etmesine neden oldu ve böylece sömürge polisliğini bırakarak Paris ve Londra’da bulaşıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı ve türlü sıkıntılara katlandı. Bir yazınından alıntılanmış şu cümle hangi hislerle sömürge polisliğini bıraktığını anlamamızı sağlar:‘Sadece emperyalizmden değil insanın insanı kullaştırmasının her biçiminden kaçmak zorunda olduğumu hissettim. Ezilenlerin arasına karışmak onlardan biri olmak ve onları ezenlere karşı onlarla aynı tarafta olmak istedim …’
Tüm bu deneyimlerin sonucunda otobiyografik olup olmadığı tartışılan ilk romanı ‘Paris ve Londra’da ve Beş Parasız’ 1932’de yayınlanır. Roman Avrupa’nın iki büyük başkentini toplumun en alt tabakasından birinin gözünde anlatır. 1934 yılında ise sömürge polisliği yıllarının deneyimleriyle yazdığı ‘Burma Günleri’ yayımlanır. Yine 1934’de yayımlanan Papazın Kızı’ndan sonra Orwell’ın edebi hayatında önemli bir yeri olan Zambak Solmasın yayımlanır, eserde dargelirli ortasınıf başarıyla resmedilir.
1937’de maden işçilerinin hayatını anlatan Wigan Pier Yolu isimli romanından sonra İspanya’ya gider. Hitler ve Mussolini’nin desteğini alarak İspanya’da darbe girişiminde bulunan Franko’ya karşı savaşacak gönüllülere katılır. O’nu kariyerinin zirvesine taşıyan tüm Dünyada okunup tanınmasına aynı zamanda da tartışılmasına neden olan iki kitabını bu deneyiminin sonunda yazacaktır.
İspanya’ya ilk gittiğinde bir sosyalizm cennetiyle karşılaşır her şey mükemmeldir, halk memnundur. Cepheye sevk edilir, ağır yaralanır ve cephe gerine gönderilir, geri döndüğünde sosyalizm cennetinin bir cehenneme dönüştüğüne şahit olur. Sosyalistler iki cepheye ayrılmış Stalinciler ve Stalinci olmayanlar birbiriyle savaşa tutuşmuştur önce kendi aralarında sonra da Franko’yla savaşırlar, tabiî ki yenilirler. Bu arada tüm gönüllüler ve tabi Orwell da sınır dışı edilir, savaş anılarını ‘Katalonya’ya Selam’ isimli eserinde anlatır ama bu savaşın Onda bıraktığı derin izleri Hayvan Çiftliği ve ölümünden hemen önce yayımlanan 1984 isimli eserlerinden okumak mümkündür. Bu iki roman O’nun nedamet getirmiş bir komünist olarak tüm dünyada komünizme karşı okunup okutulmasına neden olmuştur.Bu iki ramanı O’na CIA’in yazdırttığı ve bir dönem CIA’in ajanı olduğu konuşulsa da Henüz 46 yaşındayken vefat eden yazar kapitalizmden daha çok umutsuzluğun sözcüsü olarak bu hayatı terk etmiştir
0 yorum yazılmıştır