Günlerle Gelen

5/11/2008

HAYVAN ÇİFTLİĞİ

                                    HAYVAN ÇİFTLİĞİ

     Hayvan çiftliği bir rüyayla, bir devrim rüyasıyla başlar. Tüm hayvanların mutlu ve eşit yaşadığı, yalnız kendileri için ürettikleri günlerin rüyasıyla.
    Hiçbirşey üretmediği halde her şeye malik olan insan devrilmeliydi, devrilebilirdi.Devrimin özgürlük şarkısı dilden dile yayıldı, melodisi hayvanları devrime inandırdı ve düzenin tamamen bozulduğu, hayvanlara yem verilmediği bir günün sonunda devrim gerçekleştirildi. Zalim, mazlumun inancına karşı koyamadı ve insan çiftlikten kovuldu.

    İlk günler çok güzeldi hayvanlar çok mutluydu, hepsi elele vermiş özgürlüğün tadını çıkartıyorlardı. Daha akıllı olan domuzlar önder oldu,yedi ilke belirlenip duvara yazıldı, yedinci ilke bütün hayvanlar eşittir di. Snowball ve Napolion isimlerini taşıyan iki domuz önder oldu .

       Napolion isimli domuzun Stalin’i simgelediği açıktır, hatta Orwell hayvan çiftliği yayımlanmadan hemen önce bir Rus ile tanışır, Stalin ne kadar zalim de olsa Moskova Alman işgal tehtidi altındayken Moskova’yı terk etmediği ve şehri Alman işgalinden kurtardığı için O’na olan minnettarlığından bahsedince, Stalin’e haksızlık etmemek adına yayımcısını arayarak kitaptaki bir cümleyi değiştirir. Çiftlik insanların saldırısına uğrayıp, değirmen patlatıldığında Napolion’da dahil herkesin yere kapaklandığını yazdığı halde, bunu Napolion hariç herkes olarak değiştirir.

    Yine Snowball isimli domuzun ise yazarın hayranı olduğu bilinen, bir dönem ülkemizde de sürgün olarak yaşayan ancak Meksika’da Stalin tarafından öldürtülen Troçki olduğu düşünülmektedir.

        Kitabın sonunda eşitlik domuzlar lehine bozulur, domuzlar tıpkı insanlar gibi yaşamaya başlayarak tüm ilkeleri tahrif ederler, insanlardan daha zalim bir yönetim kurarlar,kendilerine karşı çıkan tüm hayvanları öldürürler, onları çok daha fazla çalıştırıp, çok  daha az beslerler. Hayvanlar yine de özgür olduklarını düşünerek tüm bunlara katlanırlar. Fakat en çalişkanları ve en sağdıkları Boxer yaralandığında,bir kasabın arabasıyla çiftlikten götürüldükten sonra ilkelerin yazılı olduğu duvarı okuyan hayvanlar orada tek bir ilkenin yazılı olduğunu görürler ‘BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR AMA BAZI HAYVANLAR ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR.’

     Domuzlar ve insanlar bir masanın etrafında kadeh tokuştururken diğer hayvanlar gizlice camdan onları izlerler ama hangileri insan hangileri domuz bir türlü seçemezler hepsi birbirine benzemektedir.

     Kitap bu kulakları sağır eden umutsuzluk çığlığıyla son bulur.

      Orwell kitab’ın esin kaynağı olarak şu olayı gösterir : Dar bir patikada on yaşlarındaki bir çocuğun atı sürdüğünü görür, at ne zaman geri dönmeye kalkışsa çocuk elindeki kırbaçla onu istediği yöne götürmektedir. Bu sahneyi görünce, birden anladım ki, şayet hayvanlar kendi güçlerinin farkında olsalardı, biz onları asla yönetemezdik, insanlar hayvanları tıpkı zenginlerin proletaryayı sömürdüğü gibi sömürüyorlardı.

     Orwell gerçek bir devrimin imkansızlığına inanmış, kitabını bu umutsuzlukla tamamlamış olsa da onu kapitalizmin ve emperyalizmin adamı saymak da yanlış olur çünkü kitap emperyalizmi karşısına alarak başlar,  fakat çıkış yolunu bıulamadan tamamlanır.

     Dinin kitaptaki yeriyse Moses’ın hayvanlara bulutların ötesindeki balbağdem cennetini anlatmasından ibarettir ki Hristiyanlıkla örtüşür, cennet ölümden sonradır, varlıklar dünyada eşitlik, adalet, mutluluk aramamalı ölümden sonraki cennetin hayaliyle her şeye katlanmalıdır ki kitapta,  hayvanların büyük ölçüdeki ilgisizlikleriyle yadsınmıştır.

     Kitap tüm diktatörlüklere cevap kabul edilir ve kitaptan demokrasinin çıktığı kabul edilerek  siyasal tarih derslerinde okutulur. Evet ikinci dünya savaşı sonrası, batılı günah çıkararak demokrasiye yapışmış olsa da hatta kendi işçi sınıfını bağrına basıp kendi aralarında ki eşitsizliklere bir son vermiş olsalar da, şapkadan çıkan demokrasi doğu halklarının ezilmesine de sömürülmesine de engel olamamıştır. Doğu halen insan altı sömürülüp kullanılması caiz varlıklar bütünüdür batılının batıl gözünde. Her ne kadar biz hala hayran hayran batıya giden güneşi izleyip, kıskanmadaysak da, güneşse ayrım yapmadan bir onları bir bizi aydınlatmakta.

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »