SOKRATES'İN SAVUNMASI
SAVUNMA
İnsanlığın ulaştığı en son ve en mükemmel yönetim sisteminin, demokrasinin uygulandığı Atina şehir devletinin bir üyesi, her yerde herkesle konuşan, sorular soran, sıra dışı bir bilge. Sorularıyla sıradan insanı da, devrin bilginlerini de sarsan, insanların sorgulamadan, düşünmeden, yaradılış kapatisesisinin altında, kalitesiz bir yaşam sürmelerine razı olmayan, olamayan bir bilge.
En kıymetli bilginin bilmediğini bilmek olduğunu haykıran bir bilge. Gençleri peşinden sürükleyen, bilinen ve bilinmeyen her şeyi her yönünden kuşatarak sorgulayan, gerçeğe sorulardan bir köprü kuran, kurduğu köprüden her bir kişinin geçmesini, geçip gerçeği bulmasını arzulayan bir bilge.
Önce kendini tanı diyen bir bilge, bir ben vardır benden içeru diyenlerin, tüm tarikat geleneğinin en önemli düsturunu dillendiren bir bilge. Atina’yı da tüm dünyayı da sallayan bir bilge, neredeyse 2500 yıldır fikirleri, öğrencileri ve öğrencilerinin fikirleri konuşuluyor, yazılıyor,sıradan insanları düşünürleri etkilemeye devam ediyor. Onlardan sonra hiç kimse artı hiçbir şey söylemedi diyecek kadar ileri gidenler var bunların arasında, onun için dünyanın en ünlü bilgesi dersek yanılmış olmayız sanırım.
M. Ö. 400 yılında Atina şehir devleti meclisi tarafından baldıran zehiri içirilerek ölümüne karar verilen bilge. Doğruyu araştırdığı ve insanları da doğruyu bulmaya teşvik ettiği için baldıran zehirini sukunetle içen bilge Sokrates.
Yoksuldu ama onunkisi seçilmiş bir yoksulluktu, M.Ö. 469 da taş ustası bir baba ve ebe bir anneden dünyaya gelmişti. Eğitimliydi, politikanın ve felsefenin itibar gördüğü bir zamanda yaşıyordu, politikayla ilgilenmedi, ölümünden sonra öğrencisi Platon tarafından kayda geçirilen savunmasında çocukluğundan beri içinden ona seslenen tanrısal sesin onu politikaya girmekten alıkoyduğunu söyler.
Yaşadığı toplumun aksayan tüm yönlerini gördü, görmekle kalmayıp düzeltmek için konuştu, anlattı. Yorulmadı, gençlere evlenmelerini önerdi, karısının kötü huylu biri olduğunu hatırlatanlara ‘Karınız iyi huylu olursa mutlu, değilse filozof olursunuz’dedi.
Yine, ünlü savunmasında Tanrı tarafından filozofluk yapması için gönderildiğini, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olsa da bundan vazgeçemeyeceğini söyler ve mahkeme karşısında Atina halkına şöyle seslenir ‘Atinalı beyler ben, sizi seviyorum ve sayıyorum, ama size değil tanrıya itaat edeceğim ve nefes aldıkça felsefe yapmaktan, sizlerden birini yolda her görüşümde akıl vermekten vazgeçmeyeceğim. Her defasında da alışık olduğunuz sözleri söyleyeceğim: Sen, büyük ve bilgeliğiyle ünlü Atina şehrinin yurttaşı, neden, nasıl daha çok para kazanmanın yollarını düşünüp duruyorsun da ruhunun arınması ve dürüstlüğün için uğraşmıyorsun?’
Bugünkü batı uygarlığının çekirdeği yunan uygarlığının da en büyük putu, en büyük şirki paraymış ne hazin, onun canavar yavrusu batı da tüm dünyayı para için kasıp kavurmadı mı?
Ama ne kasıp kavurma…
Evet, Sokrates gençleri yoldan çıkardığı, şehrin tanrılarına inanmayıp yeni tanrılara inandığı, yeraltında ve gökte olup biteni araştırdığı, haksız sözleri haklıymış gibi gösterip, bunları başkalarına öğrettiği suçlamasıyla ölüm cezasına çarptırıldı, mahkeme en az bugünküler kadar demokrattı.
.
0 yorum yazılmıştır